|
||||||||||||||
|
||||||||||||||
|
||||||||||||||
|
||||||||||||||
| Akvaryum Yaşamdır… Yazar: Koray Örmeci
Bir deniz akvaryumu mağazasına girdiğimizde, büyük boydaki renkli balıklar, birbirini takip eden bir balık sürüsü veya rengarenk mercanlar ilk dikkatimizi çeken canlılardır. Diğer bir yanda bu sayıca ezici üstünlüğe sahip balık ve mercan topluluğunun kenarında birbirinin üstüne çıkmış 10-15 adet salyangoz, bir araya gelerek ufak çapta topluluk oluşturmuş birkaç tür karides, mütevazı bir şekilde uygun fiyatlarıyla alınmayı bekleyen tüp kurtları, eğer şanslıysak bir porselen yengeci, salyangoz kabuklarına yerleşmiş hermit yengeçleri, deniz yıldızları, deniz kestaneleri… Bunlar da yetmezmiş gibi bir de her akvaryumda dekor olmuş kilosuna para verilen ve doğru işleme tabi tutulmaz ise başımıza dert olabilecek canlı kayalar… Bunların hepsi bir deniz akvaryumunun balık veya mercan evinden çok, birçok çeşidi içinde barındıran bir yaşam alanı olduğunun kanıtıdır.
Akvaristlerin öncelikli amaçları sadece balıklardan ya da mercanlardan oluşan bir akvaryum değil, içinde biyolojik dengesi oturmuş, salyangoz, yengeç, karides, vs. gibi sisteme faydalı canlıları öncelikli olarak eklenmiş, yeterli miktarda iyi işlenmiş canlı kayası bulunan, sistemin kendi içinde bakteri ve su kimyası dengelerinin düzenli hale gelmesi için yeterli süre beklenmiş ve artık içi su dolu bir dikdörtgen prizması olmaktan çok her detayıyla bir ekosistem olmalıdır. Deniz akvaryumları içinde her türlü canlıyı barındırır ve böylelikle yaşam alanı özelliği gösterir. Peki bu yaşam alanı nedir ve içinde ne tür canlıları barındırır?
İlk olarak içinde hayat bulunan ve yaşam alanımızın temelini oluşturan canlı kayalardır. Bu kayalar denizden toplanmış, üstündeki zararlı ve bozulmaya müsait canlılar temizlenmiş, belirli bir süre akvaryumlarda bekleyerek işlenmiş olmalıdır. İçlerinde birçok türden bakteri bulundururlar. Bu kayalarda oksijenle beslenen ve amonyakğı nitrite, nitriti de nitrata dönüştüren bakteriler, eğer yeterince büyük ve delikli kayalar seçersek oksijensiz alanda da nitratı nitrojen gazına dönüştüren bakteriler gelişir. Bunlarla beraber bu kayalarla birçok sayıda pod denilen ufak karides de akvaryuma gelmiş olur. Bu podlar mandarin, lapin gibi balıkların beslenmesinde önemlidir. Ayrıca içlerinden çıkan salyangoz ve benzer canlılar yosun için fayda sağlar. Tabi ki dikkatli olmak da gerekir zira kayalardan etçil yengeç gibi zararlı canlılar da çıkabilir.
Bir başka sisteme faydalı canlı da salyangozlardır. Daha çok Astrea türleri ülkemizde bulunabilen salyangozların son zamanlarda turbo türleri de gelmektedir. Yosunla beslenen bu canlılar kayaların ve camların temiz kalmasını sağlar. Ayrıca tombul kabuklarıyla, hantal hareketleriyle çok sempatik canlılardır.
Karidesler ve hermit yengeçleri de sisteme faydalı, faydalı olduğu kadar da güzel canlılardır. Temizlikçi karidesler kayaların içinde artık yem bırakmazlar ve balıkların derilerindeki parazitleri de temizlerler. Boksörler ise ihtişamlı yapıları, agresif tavırlarıyla akvaryumda sert canlıları seven akvaristlerin ilgisini çekmiştir. Bunların dışında ateş karidesi, palyaço karidesi gibi türler de mevcuttur. Değişik karides türleri edinmek ve aynı türden 5-6 bireylik topluluk oluşturmak iyi bir fikir olacaktır.
Bunların dışında porselen yengeci, tüp kurdu, denizyıldızı, denizkestanesi gibi birçok canlı türü mevcuttur ve çok fazla bir faydaları olmasa bile resif akvaryumlarına zararı olmadığı sürece her türlü canlıya yer verilebilir.
Ülkemiz şartlarında balık ve mercan dışında diğer canlılar pek fazla gelmemektedir. Belli başlı birkaç tür dışında çeşit maalesef azdır. Son bir iki yıldır az da olsa gelen canlılık inşallah katlanarak artar. Bu şartlarda elimizden geldiğince araştırdığımız, bulduğumuz, akvaryumumuzdaki canlılara zarar vermeyen türden canlıları akvaryuma ekleyerek başlayabiliriz. Ancak canlıları bulmakta yetmez. Yapmamız gereken başka şeyler de vardır.
Akvaryumu kurarken süreci aceleye getirmemeliyiz. Kayaları koyduktan sonra gelişen süreçte kayaların barındırdığı bakteri popülasyonlarının gelişebilmesi için zamana ihtiyaç vardır. Kimi akvaristler burada yanılgıya düşmektedirler. Piyasada satılan bakteri kültürlerini biobalların yada kayaların üzerine dökerek bu süreci kısaltmaya çalışırlar. Bu aktivite kayalara bakteri aşılamak için iyi bir yöntem olabilir ancak hiçbir zaman bu süreci kısaltmaz. Sonuçta kayalarda akvaryumdaki talebe göre artan bakteri popülasyonu gerçektir bunun dışında yapacaklarımız kısa süreli etkiler yaratır ve kısa vadede problemlere neden olur. Sonuçta bu hobide kesinlikle ama kesinlikle kesin doğrular yoktur. Al şunu şurdan boşalt bunu da buradan akvaryum istediğin gibi olur tarzında bir teknik söz konusu değildir. Akvaryum hobisinde genel kabul görmüş doğrular vardır ki bunlar internette, forumlarda, kitaplarda insanlar tarafından dile getirilmiştir ve son karar yine akvaristin elindedir. Akvarist bu noktada kendi kanaatine göre önündeki alternatiflerden birini seçer. Bu alternatifler şu an interaktif ortamda yeterince, Türkçe olarak da bulunmaktadır. Bunlardan yararlanmak başarılı bir akvarist olmak için mutlak şarttır zira eski zamanlarda en büyük problem bu bilgilerin yani alternatiflerin bulunmaması, tecrübeli akvarist sayısının az olmasıydı. Şu anda bu eksiklik bir nebze olsun giderilmiş durumda akvaristleri beklemektedir.
Su kimyası deniz akvaryumlarının bir başka önemli boyutudur. Sürekli takibi gerektirir ve doğru takip edildiği ve gereken müdahaleler yapıldığı takdirde akvaristi birçok zor durumdan kurtarır. Genel olarak ph, alkalinite, amonyak, nitrit, nitrat, kalsiyum, magnezyum takip etmemiz gereken parametrelerdir. Bunların dışında iyot gibi eser elementlerin de takibi yapılabilir ancak test maliyetini artıracağından çoğu kez ikinci planda kalır. Akvaristler yaptıkları su değişimleri ile bunların takviyesini yapmaya çalışır. Eğer sistem mercan yönünden ciddi bir popülasyonu barındırıyorsa bunların takibi de mutlaka yapılmalı; zaten kullanım sabit olacağı için (test yapma sıklığını zamanla azaltır) gerekli takviyeler yapılmalıdır. Redox ise takibi maliyetli bir başka parametredir. Ani canlı yüklemesi, sistemde ölen bir canlı, biriken tortu, su değerlerinde ani oynamalar, aşırı kirli filtre gibi durumlar dışında istenen yaşam aralığında kalacaktır. Ancak her şeyin normal olduğu sistemlerde sorun yaşandığı zaman akla gelir. Maliyetli olmasa tabi ki de takibi yapılmalıdır ancak bu sistemin maliyeti maalesef alınacaklar listesinde sonlarda bulunmasına neden olur.
Sistem için canlı seçimini nasıl yapacağımız da bizi bekleyen bir başka sorudur. Akvarist olarak alacağımız canlılar hakkında yeterince araştırmalı, sisteminizi uygun hale getirmeden almamalıyız. İmkân dâhilindeki her türlü kaynağı altını üstüne getirecek şekilde araştırmalıyız. Araştırarak topladığımız bilgiler bizi tatmin ettiği zaman uygun canlıyı piyasada araştırıp, performansını iyi gözlemleyip, türe has özelliklerini kontrol edip sağlıklı bireyleri bir hafta kadar takip ederek almalıyız. Aldığımız canlılar yeni ithal edilmemiş ve adaptasyon sürecini atlatmış olmalıdır.
Bir başka dikkat etmemiz gereken konu da canlıların sayısı arasındaki orandır. Akvaryumdaki değişik canlılar arasında sayı olarak bir oran yakalamalıyız. Tabi ki bu her akvarist için farklı olur. Ancak yaşam alanı kuruyoruz diye 200 litre resif akvaryumunda 30 adet iri tipte salyangoz ve mercan koymakta sistem içinde uygun olmaz zira ortalıkta gezen salyangozlardan dolayı ki gezmeye mecburlar işleri bu, mercanlar rahat nefes alamaz. Akvaryumumda ufak bir mercan kayasını her sabah farklı bir yer de buluyorum ve muhtemel neden altına girerek kayayı kaldıran salyangozlar.
Bunlarla beraber yukarıda saydığım canlılarında isteğe göre (ama mutlaka) birkaç çeşidi hatta birçoğu eklenmelidir. Deniz akvaryumu sistemlerinin birçok türden canlının bulunduğu sistemler olduğu unutulmamalıdır. Canlılar alınırken yüksek sayılarda alınmamalıdır. Örnek olarak polyp beslemek istiyoruz ve çok sayıda aldık, kayalarla da deniztavşanı gelmiş sisteme bu durumda kaybımız çok olur. Bu bakımdan az sayıda alarak kaybımızı azaltabiliriz. Balık olarak ise şu kadar litreye şu kadar santim gibi metotların kullanılırlığı tartışılır konuma gelmiştir. Son yıllarda her balığın ihtiyacı bilinmektedir ve bu istekler yerine getirildiği sürece birçok balık bakıla bilinmektedir. Tabi ki akvaryumlarımızı anormal düzeyde yükleyelim gibi bir şey söz konusu değildir ancak bu santim metodu da bir çok yerde anlamsız kalmıştır. Bu konuda dikkat etmemiz gereken balıkların kendi içinde uyumudur. Bunu daha öncede değindiğimiz gibi ancak araştırarak öğreniriz. İnternet ortamında uyumluluk tabloları bulunmaktadır. Bir de akvaryumlarda türlerin sayılarına özen göstermeliyiz. Örnek olarak 300 litre bir akvaryumda iki adet tang koymaktansa bir adet tang ve yanına bir adet cüce melek daha iyi bir seçim olacaktır. Sonuç olarak iki adet tang eğer birde yavruyken eklenmez ise sıkıntı yaratabilir. Ancak diğer seçim hem kavgayı azaltır hem de çeşitliliği artırır. Balıklar sisteme eklenirken de çok yüklenmeden kademeli olarak eklenmeli ve sistem yükü gerçekten yeterli ekipman olmadan zorlanmamalıdır. (Gerçek anlamda çok iyi bir protein toplayıcı örneğin.)
İnternette tam kapasite yada daha üstü yüklenmiş akvaryumlar görüyoruz. Balık eklerken bu akvaryumların sayılarını örnek alır ancak sistemin diğer parçalarını örnek almazsak bu kurulumun sonu kaçınılmaz bir hüsran olacaktır. Teknik olarak sistemlerimizi tam kapasite ve daha üstü yüklemek mümkündür. Ancak bunu yapmak ciddi zor bir iştir. Tecrübe, ortalama üstü araştırma, ciddi ekipman ve sürekli akvaryum değerlerinin takibi mutlaka yerine getirilmesi gereken faktörlerdir. Bu nedenlerden dolayı sistemlerimizin kapasitelerini özellikle ilk altı aylık süreçte zorlamamalıyız. Birde ilgilenebildiğimiz oranda yükleme yapmalıyız. Akvaryumumla ilgilenemediğim üç dört aylık bir süreç yaşadım. Bu yüzden bunu önceden de bildiğim için 300 litre akvaryumum iki perkula, bir sarı tang ve orkide pseudochromis ile geçti. Bu süreçte akvaryumla neredeyse hiç ilgilenemedim ve dört ayın sonunda nitrat 0–5 aralığında idi. Sonuç olarak yeni başlayanlar için sistemleri zorlamamak, yapılan yüklemeyi de belirli bir sürece yaymak ve ilk altı aya özen göstermek prensip olmalıdır.
Tabi ki bütün bunlar sevdiğimiz riskli balıkları almayacağız anlamına gelmiyor zira bu türlü bir yaklaşımla bu balıkları yaşatmak daha da kolaylaşıyor. 6 ay beklemiş içinde birçok faydalı canlıyı barındıran, her şeyden önce doğru işlenmiş canlı kayası bulunan, içinde yeterli bakteri çeşidini ve sayısını barındıran, genel kabul görmüş doğrulara göre akvaristi tarafından yerinde kararlarla kurulmuş bir akvaryuma yem alan, bir hafta incelenmiş, sağlıklı bir birey konduğunda riski en aza indirmiş oluruz.
Deniz akvaryumu kurarken bu canlıların çoğunu doğadan temin ediyoruz. Bu bakımdan bu hobinin sorumluluğunu omuzlarımızda hissetmeli ve gereken özeni göstermeliyiz. Bu işin manevi yönüyle beraber maddi yönü de ülkemiz şartlarında önemlidir. Zira akvaryumumuza ekleyeceğimiz canlılar, donanımlar alım gücümüzle orantılıdır. Bu nedenle elimizdeki kaynakları kullanırken hedeflerimiz doğrultusunda doğru şekilde kullanmalıyız.
Sonuç olarak bir deniz akvaryumu kurarken akvaryumu bir bütün gözüyle görmeliyiz. Akvaryumu bir saate benzetirsek onun işleyen halkalarını doğru yerleştirirsek saat sorunsuz işler. Beslemeyi düşündüğümüz canlıların ortamını önceden kurmalı ve bunu bitirdikten sonra canlıları ortama eklemeli ve bu yolu prensip edinmeliyiz. Akvaryuma içinde canlı barındıran bir cam küp gözüyle değil, içinde dengeli bir yaşam alanı bulunduran, doğadan bir parçayı yansıtmaya çalışan, sürekli kendi içinde hareket halinde olan ve kendine özgü bir yapısı bulunan ufak yaşayan sistemler olarak bakmalıyız.
Herkese gerçekten yaşayan akvaryumlar dilerim…
|
||||||||||||||
|